Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan İsveç'e tepki: Kur'an-ı Kerim'i yakma diye bir özgürlük olamaz
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan İsveç'e tepki: Kur'an-ı Kerim'i yakma diye bir özgürlük olamaz
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan İsveç'e tepki: Kur'an-ı Kerim'i yakma diye bir özgürlük olamaz
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Kabine toplantısının ardından açıklama yaptı. Açıklamada Erdoğan; "İsveç'te Kuranı-ı Kerim'e yönelik saldırıların hiç bir insani temelle bağdaşması mümkün değil. Bu nefret suçunun polis kontrolünde işlenmesi çok vahim" diyerek İsveç'e tepki gösterdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, depremlerin etkilediği bölgelerde şimdiye kadar inşa süreci başlayan konut, köy evi ve ahır sayısının 180 bini bulduğunu söyledi.
Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslendi.
Milletin ve İslam aleminin Kurban Bayramını tebrik eden Erdoğan, sağlık, huzur ve afiyet içerisinde nice bayramlar diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kestikleri kurbanla Allah'a yakınlaşmayı murat eden, bayram günlerini ülkemizde ve dünyada bir yardımlaşma seferberliğine dönüştüren tüm kardeşlerimin ibadetlerinin kabul olmasını diliyorum. Millet olarak, 2 milyarlık İslam alemiyle birlikte Kurban Bayramına ruhuna ve temsil ettiği değerlere mütenasip bir şekilde hep birlikte idrak ettik. Gariplerin, yetim ve öksüzlerin elinden tuttuk. Büyüklerimizi, dost ve akrabalarımızı ziyaret ederek gönüllerini aldık. İhtiyaç sahiplerinin kapısını çalarak, bayram sevincini onların da yaşamasını sağladık. Kimi zaman bir bayram şekeri ile küçüklerimizin yüzlerinde güller açtırdık" diye konuştu.
Bu bayram döneminde özellikle depremzedeleri ihmal etmediklerinin altını çizen Erdoğan, Kabine üyelerinden milletvekillerine pek çok arkadaşlarının deprem bölgesinde olduğunu söyledi.
Böylece depremzedelerin yalnız olmadıklarını bir kez daha hissettirdiklerini dile getiren Erdoğan, "Başta depremde en çok yıkıma uğrayan Hatay, Adıyaman, Maraş olmak üzere, 11 vilayetimizin tamamında ihya ve inşa çalışmaları şu anda devam ediyor. Yaptığı binalarla 6 Şubat depremlerinden alnının akıyla çıkan TOKİ'miz bölgenin yeniden ayağa kaldırılması sürecinde öncü rol oynuyor" dedi.
Bölgede bir taraftan yeni deprem konutlarının temelleri atılırken, diğer taraftan inşasına başlanan binaların hızla yükseldiğini ifade eden Erdoğan, Ekim-Kasım ayından itibaren yapımı tamamlanan konutların teslimatına başlayacaklarını anlattı.
"Ana gündem maddemiz deprem bölgesi"
Amaçlarının ilk bir sene içerisinde 319 bin deprem konutunu teslim etmek olduğunu belirten Erdoğan, şunları söyledi:
Bölgede inşa edeceğimiz konut sayısı 143 bini köy evi olmak üzere, toplam 650 bindir. Şimdiye kadar inşa süreci başlayan konut, köy evi ve ahır sayısı 180 bini buldu. Evleri yıkılan vatandaşlarımızın çok büyük bir bölümünün gelecek bayramı yeni yuvalarında karşılamasını hedefliyoruz.
Hep söylediğimiz gibi, giden canlarımızı geri getiremeyiz ama maddi kayıplarımızı telafi edecek imkana ve kudrete sahibiz. Tarih boyunca nice badireler atlatmış, nice zorluklara göğüs germiş bir millet olarak, Allah'ın izniyle asrın felaketinin de üstesinden geleceğiz.
Altyapısı ve üstyapısıyla şehirlerimizi eskisinden daha güvenli, daha canlı, daha dayanıklı hale getirene kadar durmadan, dinlenmeden çalışacağız.
Başkaları ne yaparsa yapsın, bizim ana gündem maddemiz deprem bölgesidir, deprem mağdurlarımızın sıkıntılarını çözmektir. Son Adıyaman ziyaretimizde vatandaşlarımızın yolumuzu keserek açtığı o pankartı asla unutmadık ve unutmayacağız. Depremzedelerimizi, iyilik etmeden başa kakan namertlere muhtaç eylemeyeceğiz. Sandıkta milletten yediği tokadın acısını afetzedelerden çıkaran faşist zihniyete rağmen, oylarının rengine ve siyasi tercihlerine bakmadan deprem bölgesinde yaşayan tüm vatandaşlarımızı kucaklamaya devam edeceğiz.
Ulaştırma yatırımları
Cumhurbaşkanı Erdoğan, her bayramda ulaştırma yatırımlarının ne kadar büyük bir hizmet olduğunun daha net görüldüğüne işaret ederek, daha önce trafikten ve bozuk yollardan dolayı eziyete dönüşen seyahatlerin, yatırımlar sayesinde artık keyifle yapıldığını söyledi.
"Yol medeniyettir" şiarıyla başlattıkları ulaştırma hamleleriyle Türkiye'ye çağ atlattıklarını belirten Erdoğan, otomobille 1,5 saat, feribotla 45-60 dakika süren İzmit Körfezi geçişini Osmangazi Köprüsü ile 5 dakikaya indirdiklerini anımsattı.
"Tüm zamanların en yüksek rakamına ulaştık"
Erdoğan, 1915 Çanakkale Köprüsü ile boğaz geçiş süresini 6 dakikaya düşürdüklerini aktararak, "Osmangazi Köprüsü 24 Haziran Cumartesi günü 111 bin 770 araç geçişiyle bir rekora daha imza attı. Açılışından itibaren bugüne Osmangazi Köprüsü 70 milyon araç geçişiyle zamandan, yakıttan ve çevreden toplam 1,7 milyar dolarlık tasarruf sağladı" dedi.
1915 Çanakkale Köprüsünde de önceki yıla göre araç geçiş sayısında yüzde 55 oranında artış yakalandığını dile getiren Erdoğan, Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün ise günlük ortalama 100 binden fazla araç geçişiyle kamu özel işbirliğinin en güzel örneklerinden biri olduğunu vurguladı.
Gezi kalkışmasında durdurulmak istenen bu köprü sayesinde boğaz geçiş trafiğinin rahat bir nefes aldığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:
Ankara-Niğde Otoyolu 24 Haziran Cumartesi günü toplam 83 bin 517 araç geçişiyle rekora koşan bir başka projemizdir. Hava yollarımızda da aynı durum söz konusudur. İstanbul Havalimanı'na bayram boyunca günde ortalama 1517 uçak iniş-kalkış yaparken, günde ortalama 238 bin yolcu bu havalimanını kullandı. 25 Haziran'da ise 1593 iniş-kalkış ile tüm zamanların en yüksek rakamına ulaştık. Dünya çapında birinciliklere doymayan İstanbul Havalimanı, Avrupa'nın en yoğun ve en iyi havalimanı seçildi. Antalya Havalimanı'nda da Kurban Bayramı'nın 4'üncü günü 1188 uçak trafiği ile yine rekor kırdık. Trabzon Havalimanı'nda ise cuma günü 21 bin 117 yolcu trafiğiyle, 12 ülkeye seyahat gerçekleştirildi. CHP Genel Başkanının, 'Buraya uçak mı iner? Ne gerek var?' dediği, 'Millet yol mu yiyecek?' diyerek çamur attığı diğer tüm ulaştırma projelerimizde benzer başarıları yakalamanın gururunu yaşıyoruz. Takoz siyasetinin nelere mal olabileceğini yıllar geçtikçe daha iyi anlıyoruz. 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerinde bu zihniyeti sandığa gömen insanımızın, 31 Mart 2024 seçimlerinde de bunlara geçit vermeyeceğine inanıyorum.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fransa'daki protestolara ilişkin, "Endişeyle karşıladığımız son hadiselerin daha fazla kan akmadan, şiddet sarmalı daha fazla büyümeden, bir an önce sona ermesini diliyoruz. Bu olayların göçmenlere ve Müslümanlara yönelik yeni bir baskı, yıldırma, sindirme furyasına yol açmasından da kaygı duyuyoruz" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki Kabine Toplantısı'nın ardından yaptığı konuşmada, bayram günlerinin aynı zamanda diplomasi trafiğinin arttığı dönemler olduğunu dile getirerek, bu bayramda da dünyanın dört bir yanındaki Türkiye kardeşleriyle ve dost ülkelerin liderleriyle bayramlaşma imkanı bulduklarını ifade etti.
Devlet ve hükümet başkanı seviyesinde 21 ülkenin lideriyle telefonda görüşerek hem tebrikleri kabul ettiklerini hem de ikili konuları ele aldıklarını bildiren Erdoğan, bu görüşmeler vesilesiyle Rusya-Ukrayna savaşından Sudan'daki kardeş kavgasının sona erdirilmesine kadar küresel güvenliğe dair her meselenin, Türkiye'nin katkısının daha fazla arandığını ortaya koyduğunu vurguladı.
Erdoğan, "Ülkemiz, krizlerin çözümünde dengeli, adaletli ve güven veren tavrıyla belirleyici rol oynuyor" dedi.
"Bölgemizdeki ateşin kıvılcımının Türkiye'ye sıçramasına izin vermedik"
Türkiye'nin öncülüğünde yürütülen barışı inşa çabalarının öneminin günden güne daha iyi anlaşıldığına dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti:
Tam anlamıyla bir kilitlenme yaşayan Rusya-Ukrayna savaşı bunun en açık ve maalesef en acı örneğidir. İstanbul süreci bu acımasız savaşı sona erdirecek tarihi bir fırsattı. Taraflara onurlu çıkış imkanı sunan bu fırsat değerlendirilebilseydi bugüne kadar yaşanan yıkım ve gözyaşı olmayacaktı. İstanbul süreciyle başlayan Tahıl Mutabakatı ve esir takaslarıyla devam eden diplomatik gayretler maalesef savaş lobisi tarafından engellendi, yıpratıldı. Bunun bedelini de asker, sivil, on binlerce insan ödedi. Hatta bir dönem Türkiye olarak biz de bu savaş lobisinin hedefi olduk. Ülkemizin izlediği dengeli politikadan rahatsızlık duyanlar hükümetimize yönelik çok yoğun baskı uyguladılar. Baskı aracı olarak, bizler her zaman olduğu gibi, muhalefet partilerini kullananlar karşısında dik durduk.
Muhalefetin adayının Rusya ile aramızda kriz çıkarmayı amaçlayan asılsız ithamları bu senaryonun bir parçasıydı. Sadece Türkiye'nin çıkarlarına değil, Türk demokrasisine de zarar veren bu iddialarla ilgili ortaya tek bir somut delil konulmadı. İddialar yalanlandıktan sonra seçim atmosferinde niçin böyle bir provokasyona girişildiğine dair muhalefet cenahından kamuoyunu tatmin edecek, şüphe bulutlarını dağıtacak hiçbir açıklama da gelmedi. Son 1,5 yılda bunun gibi sayısız örnekle, kışkırtmayla, Türkiye'yi zorda bırakmayı hedefleyen art niyetli teşebbüsle karşı karşıya kaldık. Hükümet olarak bunların hiçbirine kulak asmadık. Bölgemizdeki ateşin kıvılcımının Türkiye'ye sıçramasına izin vermedik. Savaşa, odun taşımak yerine, barışın tesisi için gayret sarf ettik.
Halen Rusya ve Ukrayna ile aynı anda görüşen, diyalog kanallarını işleten, acil sorunlara çözüm önerileri geliştiren tek ülkenin Türkiye olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Her iki ülkenin devlet başkanıyla yakın temasımız devam ediyor. Çatışmaları, derinleştirme riski taşıyan her olayda inisiyatif alıyoruz. İnşallah bundan sonra da dengeli duruşumuzu muhafaza edeceğiz. Türkiye'nin çevresinde huzuru hakim kılana kadar diplomatik çabalarımızı sürdüreceğiz" diye konuştu.
"İnsanların kutsallarına yönelik saldırılar, düşünce hürriyeti olarak nitelenemez"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam dünyası olarak Kurban Bayramı'na ulaşmanın heyecanını yaşarken İsveç'in başkenti Stockholm'de mukaddes kitap Kur'an-ı Kerim'e yönelik gerçekleştirilen alçakça saldırının herkesi öfkelendirdiğini ifade etti.
"2 milyar Müslümanın hissiyatını hiçe sayan bu sapkınlığın, bırakın fikir özgürlüğünü, en temel insani değerlerle bağdaşması mümkün değildir" diyen Erdoğan, bunların İslam düşmanlığından beslenen nefret suçları olduğunu söyledi.